Rönesans Nedir? Anlamı, Tarihi, Nedenleri, Sonuçları

 Rönesans Nedir? Anlamı, Tarihi, Nedenleri, Sonuçları

İtalya’da 15. ve 16. yüzyılda zirveye ulaşan sanat, mimari ve bilim alanındaki büyük gelişmeler için kullanılan isim. Rönesans “Yeniden Doğuş” anlamına gelir. Genelde, 14-16. yüz-yıllarda İtalya’da klasik modellerin etkisi ile sanat ve yazın alanındaki canlanış olarak da tanımlanır.

Rönesans’ın dayandığı dört temel anlayış vardır. Bunlar; insanın güçlü olması ve gücüyle başarılar elde edebilmesi, insanın sürekli çalışkan ve faal olması, yeryüzünün ilgi çekici ve araştırılmaya değer olması, gerçeğin güzel olma anlayışına bağlı olarak yaşanılan dünyanın ilgi çekici bir yer olup başka dünyaları düşünmemenin anlamı olmama anlayışının hakim olmasıydı. Bu sapkın düşünce şekli, insanları Allah’ın varlığından ve gerçek hayatın ahiret hayatı olduğu gerçeğinden uzaklaştırmaya yönelik bir amaç taşıyordu.

Ancak Rönesans’ın etkisi tüm Avrupa’ya yayılmıştır. Mezhep ayrılıklarının sona ermesi ve Papalık otoritesinin Roma’da yeniden kurulması sırasında, güçlü derebeylikler ortaya çıkmıştır. Bir yandan da, ekonomik yönden güçlü devletler kurulmaya başlamıştır. Batılı askerleri yarımadaya çeken savaşlar sırasında, İtalyan medeniyeti ve sanatı Avrupa’da, Rönesans’ı niteleyen bir üstünlüğe erişmiş ve Gotik tarzın hemen her yerde silinmesine yardım etmişti.

Hümanistlerin dini inançlardan soyutlamaya çabalayarak geliştirdikleri bilimlerin yanı sıra, İtalyan üslupları da bütün düşünce alanlarını birleştirmeye çalıştı, böylece sanatla ilgili yeni bir davranış biçimi ortaya çıkmaya başlamıştır. 1420-1440 yılları arasında sanatın yeni merkezi haline gelen Floransa’do büyük atölyeler kurulmaya başlanmıştır. 15. yüzyılın heykel alanındaki büyük ustası ise Donatello olmuştur. Eserleri mimaride Brunelleschijnin, resimde de Masaccio’nunkine eş değer sayılmıştır. Gençliğinde güçlü bir gerçekçi olan Romalı heykeltıraş Donatello resimli kabartma tekniğini kullanmış ve sanat hayatını, çağdaşlarının sindiremediği bir anlatımcılıkla tamamlamıştır.

Brunelleschi’nin üslubu, unsurları oldukça düzenli ve ölçüleri tam bir uyum içinde olan yapılarda Eskiçağ biçimlerini kullanan bir üslup olmuştur. Soylular arasında yer alan ve hümanist Leon Battista Alberti ise, Eskiçağ’a bağlılığını ve uyum kaygısını daha ileri götürmüştür. Ghiberti, Gotik özlü sanatına, daha geniş ve daha canlı bir biçim vermeyi başarırken, Luca Della Robbia’nın çok renkli çömlekler’ büyük ilgi görmüştür.

O dönemde Bernardo Rossellino ve Minoda Fiesole’nin yaptıkları duvar mezarları ise yüz-yılın sanat zevkinin usta bir incelik ve zarifliğe doğru geliştiğini göstermiştir. Ressam Filippo Lippi’nin eserleri de o dönem için yeni buluşlarla dolu olmuştu. Masaccio, disiplinli bir perspektif bilgisi ve az rastlanan bir ağırbaşlılık sayesinde dönemin ünlü sanatçıları arasında yerini alırken Paolo Uccello ise geometrik kısaltımlara kendini kaptıran çok yönlü bir sanatçı olmuştur. Andrea Del Castagno’nun resimlerinde ise bir plastik güç hakim olmuştur.

Benozzo Gozzoli ve Alessio Baldovinetti’den sonra Floransa natüralizmi 1460’a doğru Antonio Pollaiolo ile keyfilik ve karışıklık içine düşmüştür. Bütün sanatçılar bu dönemde her yönden Floransa’yı örnek almışlardır. Dini konuları işleyen Piero della Francesca, ışıklandırmadaki yapmacıklı tekniğini derin bir geometri bilgisine dayanan klasik anlayışı ile bağdaştırdı. Luciano Laurana ve F. Di Giorgio, Urbino’da ilk modern şatoyu yaptılar. Papalar ise özellikle şehircilik meselelerine eğildiler çünkü Roma’nın yeniden yapılanmaya ihtiyacı vardı. Bu nedenle ünlü ressamlar, heykeltıraşlar ve mimarlar Vatikan ve Sistina Kilisesi’ni süslemek için, Orta İtalya’dan Roma’ya çağrılmışlardır.

Bu akımda Kuzey İtalya’nın gelişmesi daha farklı olmuştur. Lombardia mimarisi klasikliğe özenen biçimlerden hareket ederek kalabalık süslemelere yönelmiştir. Perspektifin sık sık uygulandığı gömme süsü tekniğinin gelişmesi ise bu şehirlerin sanat anlayışın’ görmek açısından önemli olmuştur. Özellikle Venedik mimarisi bütün yüzyılı özetlemek açısından iyi bir örnek teşkil etmiştir.

15. yüzyıl sonunda ilgi çekici yenilikler yaşanmış ve birçok mimar, hemen hemen aynı anda, merkezi bir plana bağlı kubbeli kiliselere dönüş yapmışlardır. Bu, mekan değerlerinin kesin bir anlam kazanması ve yapının uyumlu bir düzenle kozmik nitelik kazanması anlamı taşımıştır. Sandro Botticelli, taklit edilmesi imkansız, şairce çizgileri, mitoloik motiflerinin inceliği ve son eserlerindeki anlatım ayrılıklarıyla yeni bir renk getirmiştir. Ancak İtalya’nın her yanında Gotik anlayışın kalıntısı olan “katı” üsluba karşı, yeni bir üslup ortaya çıkmıştır.

Leonardo da Vinci gölgeleri inceleyerek, evrensel bir dinamizm görüntüsüne ulaşmıştır. Bu görüntüde hayatın nabzı olarak kabul ettiği ışık akmaktadır. Sanatçının yaptığı eserlerle tasarı halinde kalmış olanları bugün bile bir-birinden ayrılamamaktadır. Öyle ki kendine edindiği yer nedeniyle sanatçının eserlerinin bölük pörçük kalmış olanları bile büyük bir ilgi ve takdirle karşılanmıştır.

Rönesans nedir çok kısa bilgi?

Rönesans, kelime anlamıyla “yeniden doğuş” demektir. Avrupa’da Orta Çağ sonrasında; siyasi, kültürel, politik, bilim, sanat, mimari ve eğitim alanlarında bir yenilenmeye gidilmiştir. 14. yüzyıl ile 17. yüzyılı kapsayan bu yenilenme süreci de Rönesans dönemi olarak isimlendirilmiştir.

Rönesans Nedir Nedenleri ve Sonuçları?

Antik Çağ kültürü yeniden canlandı, çağdaş Avrupa’nın temelleri atıldı. Avrupa’nın sosyal yapısı değişti. Küçük kan dolaşımı bulundu, insan vücudu, tabiat olayları, güneş sistemi ve evren hakkında yeni bilgilere ulaşıldı bilim ve teknikteki gelişmeler hızlandı)

Rönesansı ilk kim başlattı?

Rönesans, ~avrupanın 15 ve 16.yylarda italya’da başlayan ve diğer avrupa ülkelerine yayılan edebiyat,sanat düşünce ve bilim alanındaki yenilik ve gelişmelere denir. Bu dönemin önemleri sanatçılarından biri Leonardo da vinci ressam mimar ve sanatçı idi

Rönesans ne zaman?

Peki tam olarak neyin yeniden doğuşudur bu Rönesans? Tarihçilere göre Rönesans kısaca Antik Grek ve Roma kültürünün Orta Çağ İtalyasında yeniden canlanmasıdır. 14. yüzyıldan başlayarak 17. yüzyıla uzanan, resim, heykel, edebiyat ve daha birçok sanat dalında yaşanan gelişmelere işaret eden bir dönemdir.

Rönesans ve Reform hareketleri nerede başladı?

Rönesans, XV. yüzyılda İtalya’da başlamıştır.

Rönesans‘ın İtalya’da başlamasında; İtalya’nın coğrafi konumu, ekonomik durumu, dini önemi, tarihi önemi, siyasal durumu ve İslam medeniyetinden etkilenmesi önemli rol oynamıştır.

Rönesans hangi yüzyılda başlamıştır?

15. yüzyılda İtalya’da başlayan bu aydınlanma dönemi Dünya’nın bilim, sanat, arkeoloji, tarih, edebiyat, insan sevgisi (hümanizm), kültür ve daha birçok alanda geliştiği bir dönemdir. Bilgeliğin ve insan düşüncesinin ön planda tutulmasıyla birçok olgu değişmiş ve gelişmiştir.

Rönesans Nedir? Anlamı, Tarihi, Nedenleri, Sonuçları

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın